RSS
30 May 2009

Sıradışı Bir anti Kahraman: Marcus Wright

Yazar: John Connor | Kategori: Bilgi Bankası

John Connor vs. Marcus Wright

Bale’in canlandırdığı John Connor’ın karşısında güçlü bir anti kahraman yaratmak için, yapımcılar “Terminatör”ün yaratıcısı James Cameron’la önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan “Avatar”da birlikte çalışmış olan Sam Worthington’a rol verdiler. “Sam sert adam kavramının temel tanımına karşılık geliyor ama aynı zamanda içten gelen, insani bir duyarlılık gösteriyor,” diyor McG. “Christian’ın karşısında ezilmiyor; Christian’ın ne muhteşem bir oyuncu olduğunu düşündüğünüzde, bu çok büyük bir başarı. Sam’in aradığımız adam olduğu en baştan belliydi.” 

Marcus Wright’ın anımsadığı son şey, bir suçtan dolayı idama mahkum olmasıdır; bu dünyaya nasıl geldiğini ya da amacının ne olduğunu bilmemektedir. “Marcus idam sırasındaydı,” diyor Sam Worthington. “Ölüme mahkum edilmişti. Ama bu kıyamet sonrası dünyada uyanıyor ve neden ölmediğini anlamak için gerçeküstü bir maceraya çıkıyor. Bale “Kimse Marcus’un gerçekte kim olduğunu bilmiyor,” diyor. “Bir sürü pişmanlıkla dolu bir geçmişi olan bir adam. Film boyunca ikinci bir şans istemekle ilgili bir tema var.” 

Dr. Serena Kogen’in idam sırasındaki Marcus’u bulmasını sağlayan da ikinci şans kavramı. Cyberdyne Systems’ın genetik bölümündeki bir bilim insanı olan Serena’yı Helena Bonham Carter canlandırıyor. “Helena son teknoloji ile çalışan, çok becerikli bir bilim insanını oynuyor” diyor McG. “Kanser olduğu gerçeği onu harekete geçiriyor. Araştırmasının insanlara ikinci bir şans verebileceğine yürekten inanıyor ama çalışması Skynet’in eline geçiyor ve bunun sonuçları makineler için devrim niteliği taşıyor. Marcus’a ‘araştırma’ için bedenini bağışlamasını söyleyen ve Marcus’un ölmeden önce yüzünü gördüğü son kişi Serena.” 

Bu tuhaf, yeni dünyada başıboş; çalıntı kıyafetler giyen ve “ölüm”den sonra kendisine neler olduğunu anlamaya çalışan Marcus, saldırgan bir Terminatör’den Anton Yelchin’in oynadığı, kendisini Kyle Reese olarak tanıtan bir genç tarafından kurtarılır. Yelchin “Marcus terk edilmiş bir binada bir T-600’ün açtığı ateşle karşılaşıyor,” diye anlatıyor. “Birdenbire ortaya çıkan bir çocuk onu yakalayıp kurtarıyor. Bu çocuk, Kyle Reese. İlk filmdeki gibi, ‘Yaşamak istiyorsan benimle gel’ dediğini duyuyoruz.”  

Marcus, Kyle ve Star bir Hasatçı’nın saldırısına uğrayınca aniden ayrılırlar. Hasatçı, birçok kolu ve bacağa sahip dev bir böceğe benzeyen ve avlarını bir Taşıyıcı’ya yükleyip Skynet’e götüren bir makinedir. Büyük Avcı-Katillerden iki tekerlekli ince Moto-Terminatörlere kadar bir Terminatör ordusu tarafından açık yollarda, köprülerde ve nehirlerde kilometrelerce takip edilen Kyle ve Star sonunda Hasatçı tarafından yakalanır ve Taşıyıcı’ya konurlar. Kaderleri bilinmemektedir.   

McG “Bu kısım makine dünyasının kalp kıran yanı,” diye yorumluyor. “İnsanoğlu olarak elinizden gelenin en iyisini yapabilirsiniz ama yine de yeterli olmaz. Bu makineleri yenemezsiniz. Kyle ve Marcus ne yaparsa yapsın, yetmiyor. Durdurulamıyorlar.” 

Yakalanmaktan kurtulan Marcus, Hasatçı’dan insanları kurtarmakta başarısız olan ve düşen bir A-10 jet uçağından atlamak zorunda kalan bir pilotun hayatını kurtarır. Pilotun çarpıcı Blair Williams olduğu ortaya çıkar. Blair Marcus’u Direniş üssüne götürür. “Blair harika bir pilot ve savaşçı,” diyor McG. “Nasıl manevra yapılacağını, makinelerin nasıl yok edileceğini ve en önemlisi, nasıl hayatta kalınacağını biliyor. Hayatını kurtaran Marcus’a karşı kendini borçlu hissediyor.” 

Blair Williams’ı canlandıran ve yapımcıların bu kendine güvenen Direniş savaşçısı için düşündükleri tüm özelliklere sahip olan Moon Bloodgood, bir yandan da “Terminatör” filmlerinin karakteristik özelliği olan feminen gücü yansıtıyor. McG “Yani, Los Angeles’a nükleer bomba düşse, hayatta kalan tek kadın Moon olurdu”, diyor şakayla karışık. “O nedenle rolü aldı.” 

Direniş üssüne giderken, Marcus bir mayın yüzünden yaralanır. Direniş’in karargâhına götürülen Marcus, Bryce Dallas Howard’ın oynadığı, John’un eşi, Kate Connor tarafından tedavi edilir. “Mahşer Günü’nden sonraki yıllarda Kate bu koşullarda alabileceği en iyi eğitimi alarak doktor olmuş,” diyor Howard. Bulduğu kitapları okuyup mümkün olduğunca çok kişiyle konuşarak hayatta kalmalarını sağlayan değişik teknikler öğrenmiş.” 

Kate aynı zamanda süregelen savaşta Connor’ın ortağıdır. “John bir asker, Kate de bir doktor; bu nedenle birbirlerine sıkı sıkıya bağlı, güçlü bir ekip oluşturuyorlar,” diyor McG. “İkisi de liderlik etmek için gereken yüksek zekâya ve güçlü iradeye sahip. Direniş’i yönetmeye layık bir Kate Connor bulmak çok önemliydi; Bryce’ın, John Connor’a bir şey olması halinde her şeyi yönetebileceğine insanları inandıracak zekâ ve zerafete sahip olduğunu düşündüm. Kate ve Blair, ‘Terminatör’ filmlerindeki güçlü kadın karakter geleneğini sürdürüyorlar.”

Marcus’un insan kalbi, beyni ve dış görünüşüne ancak bir robotun iç mekanizmasına sahip yeni ve bilinmeyen bir Terminatör modeline dönüştürülmüş olduğunu ilk gören kişi Kate olur. 

Bu dönüşümden habersiz olan Marcus, idamının yeni bir varoluşun başlangıcı olduğu gerçeği altında ezilmektedir. “Marcus’un kolları ve bacakları metal ama kalbi ve beyni hâlâ insana ait; sorun da burada,” diyor Worthington. “İnsanlığını koruması için bu kadarı yeter mi? İnsan olduğuna inanıyor ama Blair dışında herkes –muhtemelen Skynet de—onun düşman olduğunu düşünüyor. Bence bu film, Marcus karakteri yoluyla insanların seçiminin ve iradelerinin gücünü inceliyor. Makinelerle desteklenmiş olsa bile, gerçek bir insan kalbi taşıyor.” 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cevaplayın